Bu esnada İmam kendisine, “Ey Hüseyin! Bebeği bırak, cennette iyi… — Caferilik.com — TG.ME

Bu esnada İmam kendisine, “Ey Hüseyin! Bebeği bırak, cennette iyi eğiticiler var onun için” diye hitap edildiğini duydu.
İmam (a.s) bebeğin cesedini Hz. Zeyneb’in çadırına götürdü. Çünkü annesinin, bebeğinin öldürüldüğünü görmeye tahammül edemeyeceğini biliyordu. Zeynep Ali Esger’in boğazında bir ok olduğunu görünce İmam'a hitaben dedi ki: Ey kardeşim! Onu benim gözümün önünden uzaklaştır. Onun ölüsünü görmeye tahammül edemem. İmam, Ali Esger için bir mezar kazarak boğazındaki okla birlikte onu toprağa gömdü. Çünkü biraz sonra küfür ordusunun kendisinin ve dostlarının pâk bedenlerini atların ayakları altında çiğneyeceklerini biliyordu.
İmam Hüseyin bir arslan gibi meydana çıktı; Muhammed ve Ali’nin kanı, Fatıma ve Hasan’ın kanı, Hamza ve Cafer-i Teyyar’ın kanı, Peygamberler'in kanı Musa ve İsa’nın kanı, İbrahim ve İsmail’in kanı damarlarında kaynıyordu. Hz. İbrahim’in Allah yolunda dökmesi nasib olmayan kan, şimdi Resulullah’ın Ehl-i Beyt’i tarafından Allah için dökülüyordu. Bundan dolayıdır ki İmam “Hüseyin’e Allah’ın kanı” demişlerdir.
İmam küfür ordusunun sağ tarafına hücum ederek şöyle buyurdular:
 
“Ben Hüseyin b. Ali’yim
Sizin karşınızda baş eğmemeğe yemin etmişim.
Doğrusu babamın Ehl-i Beyt’ini himaye eder
Ve Peygamber’in dini üzere ölürüm.”
 
Abdullah b. Ammar b. Yahud diyor ki: “Allah’a andolsun Hüseyin gibi musibete uğrayan bir kimseyi görmedim. Evlatları ve yarenleri gözleri önünde öldürüldüğü halde yiğitçe kılıç sallıyor, meşhur kahramanlar, karşısından kaçıyor ve hiç kimse karşısına çıkmaya cüret edemiyordu.”
Bu arada Ömer b. Sa’d şöyle bağırdı: “Bu Arap kahramanlarını kılıcıyla yerlere seren Ali’nin oğludur. Her taraftan onu çevirin.”
Ömer b. Sa’d’ın bu sözlerinden sonra İmam Hüseyin’e meydanın dört tarafından dört bin mızrak fırlatılıyordu. Ve onlardan bazıları risalet ailesinin çadırlarına saldırmaya başladılar. İmam Hüseyin küfür ordusunun çadırlara hücum ettiklerini görünce şöyle feryat etti:
“Ey Ebu Sufyan ailesine uyanlar’ Eğer dininiz yoksa ve kıyamet gününden korkmuyorsanız, hiç olmazsa dünyanızda hür kişiler olun. Eğer Arap olduğunuzu iddia ediyorsanız hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun.”
Şimr cevaben: “Ne diyorsun ey Fatıma’nın oğlu?” dedi.
İmam: “Ben sizinle, siz de benimle savaşıyorsunuz; bu kadınların hiç bir suçu yok. Ben hayatta olduğum sürece askerlerinizi Ehl-i Beyt’ime saldırmaktan alıkoyun.”
Şimr: “Doğru söylüyorsun ey Hüseyin” dedi.
Bunun üzerine Yezid’in ordusu Hüseyin’e hücum ettiler ve savaş yeni bir boyut kazandı. Gücünü susuzluk nedeniyle büyük ölçüde yitiren İmam (a.s) kılıç sallayarak Fırat’a doğru ilerledi. Dört bin kişiyle Fırat’ı kuşatan Amr b. Haccac’ı yolundan uzaklaştırarak Fırat’a ulaştığı an adamın biri şöyle seslendi: "Nasıl su içme lezzetini alabilirsin; oysa çadırlarını yağmalamaktalar."
İmam Hüseyin (a.s) bir damla su içmeden Fırat’ı terk ederek çadırlara yöneldi. Kılıç sallayarak o alçak insanları dağıttı ve bir kere daha Ehl-i Beyt’ini teskin ederek şöyle buyurdu:
“Zor ve gamlı günler için hazırlanın ve bilin ki, Allah Teâlâ sizin koruyucunuzdur; sizi yakın bir zamanda düşmanların şerrinden kurtaracak, akıbetinizi hayır kılacak ve düşmanınızı çeşitli azaplara duçar kılacaktır. Bu zorluk ve musibetlere karşılık çeşitli nimet ve kerametler bağışlayacaktır. Öyleyse şikâyet etmeyin ve değerinizi düşürecek şeyleri ağzınıza almayın.”
Bu esnada Ömer b. Sa’d ordusuna bağırarak şöyle seslendi: “Hüseyin’e hücum edin ve kendisiyle meşgulken onu öldürün. Allah’a andolsun ki, kendine gelirse onu kendinizden uzaklaştıramazsınız.
Bunun üzerine Yezid ordusu ok ve mızraklarla İmam Hüseyin’e (a.s) saldırmaya başladılar; öyle ki sayısız oklar havada birbirine isabet ediyordu. İmam Hüseyin (a.s) hırçın bir aslan gibi onlara hücum ediyor, karşısına çıkanlar yere seriliyordu. Yezid ordusunun ok yağmuru ise üzerine yağıyordu. İmam ara-sıra çadırlardan duyulacak yüksek bir sesle: “La hevla ve la kuvvete illa billâh-il aliyy-il azim” diyordu.
June 25, 2026 342 1