Ben kadınlar arasında zayıf bir kadınım.
Size şiddetli bir darbe indireceğim
Şerefli Fatıma’nın evlatlarını savunma uğrunda.
İmam kadınların meydana gitmesine razı olmadığı için onu çadırlara geri çevirdi.
Sonra Haccac b. Mahzur-i Cufi meydana gitti. Bir müddet savaşıp yüzü kızıl kanlara boyandıktan sonra İmam’ın (a.s) huzuruna çıkarak şöyle dedi: “Ey Hüseyin! Bugün dedeniz Resulullah’la mülakat edeceğim, sonra Peygamber'in vasisi bildiğimiz babanız Ali’yi göreceğim.”
İmam Haccac’a cevap olarak buyurdu ki: “Ey Haccac! Ben de senin peşinden onların arasına geleceğim.”
Daha sonra Haccac meydana dönerek şehid oluncaya kadar savaştı.
Ondan sonra Suveyd b. Amr b. Ebu-l Mut'a meydana gitti. Attan yere düştüğünde Yezid ordusu onun öldüğünü sandı. İmam Hüseyin şehid olduğunda oradakilerin “Hüseyin şehid oldu” dediklerini duyunca yerinden kalkarak şehid oluncaya kadar Yezid ordusuyla savaştı. Suveyd İmam’ın (a.s) şehadetinden sonra Kerbela’da şehid olan en son yaranıdır.
Artık İmam Hüseyin’in Ehl-i Beyt’inden başka kimsesi kalmamıştı. Ehl-i Beyt, Allah ve resulünün dinini diri tutmak için azimle ölüme karşı gidiyorlardı. İmam Hüseyn’in yakınları toplanarak birbirleriyle vedalaşıyorlardı. İmam Hüseyin’in Ehl-i Beyt’inden savaş meydanına giden ilk kişi herkesten çok Peygamber’e benzeyen büyük oğlu Ali Ekber’dir.
Bu arada kadınlar etrafına toplanarak diyorlardı ki: Ey Hüseyin’in oğlu! Bizim gurbetimize merhamet et; çünkü senden uzak kalmaya tahammül edemeyiz diyerek sitem ettiler.
Ali Ekber İmam’dan (a.s) izin alarak meydana gitti ve şöyle recez okudu:
Ben Hüseyin b. Ali’nin oğlu Ali’yim
Biz Peygamber’in en yakınları Ehl-i Beyt'iyiz.
Kılıcımla size saldırır ve babamı savunurum;
Haşimi ve Alevi yiğidinin derbesiyle.
Vallahi o haramzade bize hükmedemez
Bu sırada İmam Hüseyin (a.s) sakalını tutarak başını gökyüzüne kaldırıp gözlerinden akan yaşlar yüzünü ıslatırken şöyle diyordu: “Allah’ım! Şahid ol ki, halk içinde Peygamber’in Muhammed’e en çok benzeyeni bu kavmin üzerine gidiyor. Biz Peygamber'i görmek istediğimizde ona bakıyorduk. Allah’ım! Yeryüzünün nimetlerini bu kavimden al ve onları dağıtıver. Hiç bir zaman pak kullarını onlardan razı etme; çünkü onlar bizi davet ederek bize yardım edeceklerine dair söz verdikleri halde bize kılıç çektiler.”
İmam daha sonra Ömer b. Sa’d’a şöyle hitap etti: “Ey Sa’d’ın oğlu! Benimle Resulullah arasındaki bağı görmezlikten geldin. Allah senin neslini kurutsun.”
“Allah Âdem, Nuh, İbrahim ve Âl-i İmran’ı seçerek onları diğer insanlara üstün kıldı. Ve biz o seçilmiş insanların soyundanız.”
Ali Ekber düşman ordusuyla savaşa koyuldu. Onlardan yetmişini öldürdükten sonra susuzluktan babasının yanına dönerek susuzluğunu dile getirdi.
İmam: “Yakında deden Resulullah’ı görecek ve onun elinden su içeceksin ve artık ondan sonra asla susamayacaksın.”
Ali Ekber tekrar meydana giderek düşman ordusuyla savaşa devam etti. Bir ok ansızın boğazına isabet etti ve Murret b. Munkez-i Abdi mızrakla Ali Ekber’in başına vurdu, sonra da başına bir kılıç darbesi indirdi. Bunun etkisi üzerine Ömer b. Sa’d’ın askerleri kılıçlarıyla Ali Ekber'in vücudunu param parça ettiler.
İmam Hüseyn (a.s) oğlunun başucuna gelerek başını dizlerinin üstüne aldı ve şöyle buyurdu: “Allah seni öldüren bu zalim kavmi öldürsün. Allah ve Resulullah’ın hürmetini ortadan kaldırmaya ne kadar da cüret ettiler. Artık senden sonra dünyaya yazıklar olsun.”
Daha sonra İmam avucunu oğlunun kanıyla doldurarak onu gökyüzüne savurdu ve o kanın bir damlası bile yere düşmedi.
İmam (a.s) oğlunun cesedini şehitlerin bulunduğu çadırın önüne getirmelerini emretti. Daha sonra Ehl-i Beyt kadınları Ali Ekber’in cesedinin etrafına toplanarak bedenin kanlar içinde ve parça parça olduğunu görünce feryad ederek ağlamaya başladılar. Düşmanın kılıç ve mızraklarının izleri vücudunun her yerinde görülmekteydi. Haşimi kadınlarının önünde Zeynep vardı. Ağlamak ona rahatlık vermiyordu. Kendisini Ali Ekber’in pak cesedinin üzerine atarak kardeşinin ciğer paresini bağrına basıp feryad ediyordu.
June 25, 2026 204 1