Daha İmam’ın sözleri bitmemişti ki Yezid b. Ma'kel, Bureyr b. Huzayr’e hitaben şöyle dedi: “Ey Bureyr! Allah’ın size yaptıklarını nasıl değerlendiriyorsun?”
Bureyr: “Allah’a andolsun ki O’ndan iyilikten başka bir şey görmedim. Beni hayır ve iyiliğe yöneltti; seni ise mahcup ve esir etti.”
İbn-i Ma'kel: “Yalan söylüyorsun, ey Bureyr! Beni Levzan’da birlikte hareket ettiğimizde mü'minlerin emirinin Hz. Ali olduğunu söylediğini hatırlıyor musun?”
Bureyr: “Evet, öyle söyledim ve şimdi de o sözlerimi tekrarlıyor ve senin sapıklardan olduğuna şehadet veriyorum. Şimdi gel mübahele edelim ve Allah’ın lanetini yalancıların üzerine kılalım.”
Daha sonra Yezid b. Ma'kel’le Bureyr b. Huzeyr ellerini kaldırarak Allah’tan yalancıyı lanet ve helak etmesini istediler. Sonra savaşmaya başladılar. Çok geçmeden Bureyr’in kılıcı Yezid’in başına inerek orada kaldı. Bureyr kılıcını Yezid’in başından çıkarmaya çalıştığı esnada Rıza b. Munkiz-i Abdi adında birisi ona hücum etti. Bureyr bir müddet savaştıktan sonra onu yere vurarak göğsünün üstünde oturdu. Rıza b. Munkiz akrabalarını yardıma çağırdı. Ka’b b. Cabir b. Ömer Bureyr’i öldürmek istedi. Afif b. Zuheyr b. Ebi Ahmed ona seslenerek dedi ki: Yazıklar olsun sana! Kimi öldürmek istediğini biliyor musun? O Kufe mescidinin karilerinin büyüğü Bureyr b. Huzeyr’dir. Onu kendi haline bırak.
Ama Ka’b onun sözlerini önemsemedi ve Bureyr’in arkasına bir kılıç indirdi ve ikinci darbeyi Bureyr’in başına indirerek onu şehid etti.
Ka’b eşiyle karşılaştığında eşi onu kınayarak dedi ki: Yazıklar olsun sana! Resulullah’ın evladına kılıç çekiyor ve Kufe karilerinin büyüğünü mü öldürüyorsun?! Allah’a andolsun bundan böyle seninle konuşmayacağım. Çünkü sen büyük bir cinayet işlemiş bulunmaktasın.
Hanzele b. Es’ad-i Şibami düşman ordusuna nasihat etmeye başladı ve konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Ey insanlar! Ben sizin için Ahzab günü gibi azaplı bir günün ve Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin başına gelenlerin sizin de başınıza gelmesinden korkuyorum; birbirinizi kınayacağınız ve o zaman artık Allah’ın sizi affetmeyeceği günden korkuyorum. Bilin ki, Allah’ın saptırdığı kimseyi hiç kimse hidayet edemez. Ey insanlar! Hüseyin’i bırakın ve onu öldürmeyin, aksi durumda Allah sizi büyük bir azaba duçar edecektir.”
İmam (a.s) Hanzele’nin sözlerini duyunca ona hayır dua ederek şöyle buyurdu: “Allah sana rahmet etsin ey Hanzele. Onlar savaştan önce senin hak davetini reddederek kalkıp sana ve yaranına cevap verdiklerinde azabı hak ettiler. Ama şimdi salih kardeşlerini öldürdüler; artık onların hallerinin nasıl olacağı bellidir.”
Hanzele: “Ey Resulullah’ın evladı! Doğru buyurdunuz; canım size feda olsun.”
Daha sonra Hanzele meydana giderek şehid oluncaya kadar şavaştı.
Abis b. Ebi Şebib-i Şakiri, Şia’nın meşhur âlim ve muhaddislerinden olan Şevzeb’e yaklaşarak şöyle dedi: “Ey Şevzeb! Bu gün ne düşünüyorsun?”
Şevzeb: “Ne düşünmemi bekliyorsun. Öldürülünceye kadar Resulullah’ın evladının emrinde savaşacağım.”
Abis: “Ben de senin hakkında böyle düşünüyorum. O halde şimdi İmam’ın huzuruna giderek izin iste ve savaşa git.”
Şevzeb İmam’ın (a.s) huzuruna giderek izin aldıktan sonra meydana gitti ve şehid oluncaya kadar savaştı.
Daha sonra Abis kendisi savaşa gitti. Abis’in savaşı hedef uğruna yapılan en büyük yiğitliğin bir örneğidir. Kerbela şehidleri savaşa gitmek istediklerinde İmam Hüseyin’in huzuruna giderek izin istiyor, vedalaşıyor, iman ve yiğitlikten bahsediyorlardı. Abis de diğer Kerbela şehidleri gibi İmam’ın huzuruna giderek şöyle dedi: “Ya Eba Abdullah! Benim yanımda yeryüzünde hiç kimse sizin kadar aziz ve sevgili değildir. Canımdan daha aziz bir şeyim olsaydı onunla sizi bu zulüm ve ölümden kurtarabilseydim onu feda etmekten çekinmezdim. Şahid ol ki, ben senin ve babanın dini üzere ölüyorum.”
Daha sonra Abis meydana gitti ve Yezid ordusunda olan Rabi b. Temim diyor ki: “Abis’i görür görmez tanıdım. Onu öncelerden tanıyordum. Savaşlarda onun yiğitliğini görmüştüm. Ondan daha cesur birini tanımıyordum. Dolayısıyla bağırarak dedim ki: Bu arslanlar arslanı Abis b. Şebib-i Şakiri’dir.
June 25, 2026 193 1