Bilin ki, İbn-i Ziyad beni, savaşla zillet arasında bırakmıştır (bu… — Caferilik.com — TG.ME

Bilin ki, İbn-i Ziyad beni, savaşla zillet arasında bırakmıştır (bu ikisinden birini seçmek durumunda bırakmıştır) ve biz zillete boyun eğmeyiz. Çünkü Allah Teâlâ, Resul'u, müminler, temiz kimseler ve zamanın izzetli kimseleri bu alçaklığı ve zilleti bizim için hoş görmezler. Bizim, zamanın zalimlerinin itaatini, yiğitlerin katilgahına tercih etmemizi kabul etmezler. Şimdi ben, Ehl-i Beytim ve sayıları az olan dostlarımla Allah yolunda kıyam etmiş ve şehadeti canıma satın almışım.
Ey insanlar! Allah’a andolsun bundan sonra süvarinin bineğe binerek meydanda gezdiği süre miktarınca dünyada kalırsınız. Bu sözü babam, ceddim Resulullah’tan bana nakletti. Şimdi ey Hür kendi işinize bakın ve toplanarak işi bitirin. Ancak bilin ki Hüseyn’in ümidi ancak yüce Allah’adır. Çünkü hayatı Allah’ın kudreti elinde olmayan kimse yoktur. Doğrusu benim Allah’ım sırat-ı müstakim üzeredir."
Sonra İmam Resulullah’ın büyük sahabesi Fervet b. Mesik-i Muradi’nin şu şiirlerini okudular:
 
Ey millet, eğer biz sizi yenersek bu bizim şanımızdır.
Ve eğer yenilirsek bilin ki yenilmiş değiliz
Eğer öldürürsek zafer bizimdir
Ve eğer öldürülürsek yine zafer bizimdir.
Biz korkak insanlar değiliz
Biz dünyanın cesurlarının efendileriyiz.
Öldürülürsek şehadet ve fedakârlık günümüz gelmiştir.
Doğrusu ölüm pençelerini bir halkın üzerinden çekip diğerlerinin üzerine doğru uzatır.
Geçmişler geçip gittikleri gibi bugün de bizim ve dostlarımızın geçip gideceğimiz gündür.
Dünyanın efendileri diri kalsalardı biz de mülk ve melekûtun efendileri olduğumuz için diri kalırdık.
Ve eğer dünyanın yiğitlerinin yolları ebedi hayata vardıysa
Yiğitlik hükmüyle ebedilik yolu herkesten önce bize açıktır.
Daha sonra İmam (a.s) dua için ellerini kaldırarak şöyle dua etti: “Allah’ım; bu kavme bir damla yağmur yağdırma ve asrın zalimlerini onlara egemen kıl ve Sakafi gencini onlara musallat et ki dönemin zillet ve ölüm şarabını onlara içirsin. Doğrusu onlar yalan konuşmuş, ahitlerini bozmuşlar. Ve Sen iyice biliyorsun ki biz Sana tevekkül etmişiz ve şüphesiz dönüşümüz Sanadır.”
Sonra İmam (a.s) Ömer b. Sad’a hitaben buyurdu ki: “Ey Ömer! Gerçekten beni öldürmekle Rey ve Gorgan’ın emiri mi olacağını sanıyorsun? Allah’a andolsun ki bu makama ulaşamayacaksın ve bir yarar elde edemeyeceksin, bu kesin bir vaaddır. Şimdi elinden geleni yap. Şüphesiz benden sonra yüzün gülmeyecek. Kufe çocuklarının senin başınla oynadıklarını ve onu taşlarına hedef aldıklarını görür gibiyim.”
Ömer b. Sa’d İmam’ın bu sözlerini duyunca öfkeyle ordusuna geri döndü. Ömer b. Sa’d’ın yanında olan ve İmam’ın sözlerini duyan Hür b. Yezid-i Riyahi Ömer b. Sa’d’a dedi ki: “Ey Sa’d’ın oğlu! Gerçekten sen Hüseyin ile savaşmak mı istiyorsun?”
Ömer Sa’d: “Evet; vallahi bu savaşın en küçük sonucu baş ve elleri kesmektir.”
Hür: “Acaba Hüseyin’in senin hakkında dediği şeyler üzerinde iyice düşündün mü?”
Ömer Sa’d: “Evet; şüphesiz iş benim elimde olsaydı kabul ederdim, ancak emirin İbn-i Ziyad savaşa ısrar ediyor ve bu hususta benim hiç bir yetkim yoktur.”
Hür, Ömer Sa’d’ın ordusundaki diğer askerlere bakıverdi ve yanında Kurrat b. Kays’ın olduğunu gördü. Ona sordu ki: “Ey Kurrat! Atına su verdin mi?”
Kurrat: “Hayır, ey Hür.”
Hür: “Onu sulamak istemiyor musun?”
Hürr'ün konuşmaları Kurrat’ı kuşkulandırdı ve Hürr’ün kendisini savaştan uzaklaştırmak istediğini ama kimsenin bunu fark etmesini istemediğini sandı.
Hür atını İmam Hüseyin’in ashabına doğru sürdü. Bu arada Muhacir b. Avs onu görünce şöyle feryat etti: “Ey Hür! İmam Hüseyin’in ordusuna mı saldırmak istiyorsun?”
Hürr’ün bütün vücudunu titreme sardı ve rengi kaçtı.
Hürr’ün bu durumunu görünce Muhacir: “Vallahi, bana Kufe’nin en cesur yiğidi kimdir diye soracak olsalardı senden başka kimseyi göstermezdim. Bu halin nedir?” dedi.
Hür: “Ey Muhacir: Ben kendimi cennetle cehennem arasında görüyorum ve ben bu ikisinden birini seçmek zorundayım. Vallahi kesilsem ve öldürülsem bile cennetten başka bir şeyi seçmeyeceğim.” dedi.
June 25, 2026 166 1