Zuheyr cevap olarak Şimr’e hitaben şöyle dedi: “Ey Şimr! Ben seninle konuşmuyorum; çünkü sen insan değilsin. Senin Kur’an’dan doğru dürüst hatta bir ayet bile bildiğini sanmıyorum. Kıyamette seni rezillik ve cehennem ateşiyle müjdeliyorum.”
Şimr: “Çok geçmeden Allah seni ve imamını öldürecektir.”
Zuheyr: “Beni ölümle mi korkutuyorsun? Allah’a andolsun Hüseyin'in yanında ölmek benim için sizinle ebedi yaşamaktan daha iyidir.”
Tekrar orduya hitap ederek dedi: “Ey Allah’ın kulları! Dikkatli olun bu alçak adam sizi dinden çıkarmasın. Vallahi Muhammed'in şefaati onun evlatlarını ve yardımcılarını kılıçtan geçirip öldürenlere ulaşmayacaktır.”
İmam Hüseyin’in (a.s) ashabından birisi Zuheyr'e dedi ki: “Ey Zuheyr! Sen Firavunoğulları’nın mümini gibi onları nasihat ettin. Allah seni mükâfatlandırsın.”
Sonra abid, zahid bir kişi olan, meşhur Kur’an karilerinden sayılan ve kavmi arasında yüce bir makamı olan Bureyr b. Huzayr Kufelilere nasihat etmek için İmam Hüseyin’den (a.s) izin istedi. İmam izin verince, Bureyr savaş meydanına giderek şöyle dedi:
“Allah, halkı diniyle müjdelemek, hidayet ederek kendisine davet etmek ve insanların yolunu aydınlatan yanan bir ışık olması için Muhammed’i peygamber olarak gönderdi. Bunlar peygamberin evlatlarıdırlar; hangi hakla suyun yolunu onlara kapadınız.
Kufeliler: “Ey Bureyr! Bitir sözünü. Vallahi Hüseyin hiç bir kimsenin susuz kalmadığı bir şekilde susuz kalacaktır.”
Bureyr sözlerine şöyle devam etti: “Ey insanlar! Muhammed'in mesajının izleri sizin aranızdadır ve bunlar Peygamber'in Ehl-i Beyt’idirler; o halde onlara nasıl davranacağınıza bakın.”
Kufeliler: “Hüseyin Ubeydullah b. Ziyad’ın emrine teslim olsun, sonra nereye isterse gitsin.”
Bureyr: “Vay halinize ey Kufeliler! İmamım Hüseyin’e gönderdiğiniz mektuplarda can vermeye hazır olduğunuzu yazdığınızı unuttunuz mu? Şimdi Hüseyn ve ashabı davetinize olumlu cevap vererek sizlere yardıma koştu; onları İbn-i Ziyad’a mı teslim edeceksiniz? Resulullah’ın evlatlarına böyle mi davranıyorsunuz? Ne kadar alçak insanlarsınız sizler?! Allah Teala kıyamette sizleri susuz bıraksın.”
Bu sırada Kufelilerden birisi: “Ey Bureyr! Neden bahsettiğini bilmiyoruz.” dedi.
Bureyr: “Gerçek yüzünüzü bana gösterip sizleri daha iyi tanımamı sağlayan ve beni aydınlatan Allah’a şükür ediyorum." dedi ve: "Allah’ım; ben bu kavmin yaptıklarından uzağım ve sana sığınıyorum. Allah’ım bu insanların yaptıklarıyla senin karşında hazır olduklarında baş aşağı oluncaya kadar sürekli onlara bela ver ve gazap et.” diye dua etti.
Bureyr’in sözleri buraya ulaşınca Kufeliler onu oklarına hedef ettiler ve Bureyr kendi safına geri döndü.
Daha sonra İmam Hüseyin (a.s) atını ileri sürerek Kufelilerin karşısında durdu ve elindeki Kur’an’ı başının üzerine bırakarak şöyle buyurdu: “Ey İnsanlar! Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı ve ceddim Resulullah’ın sünneti hakem olsun. Bilmiyor musunuz ki, üzerimdeki gömlek, elimdeki bu kılıç ve kalkan Resulullah’a aittir.”
Kufeliler İmam’ın sözlerini doğruladılar.
İmam: “Ey Kufe halkı! Öyleyse sizi benimle savaşa sürükleyen şey nedir?”
Kufeliler: Emir Ubeydullah b. Ziyad’a itaat etmek.
İmam (a.s): “Böyle bir kişiye biat eden ve kılıçlarını bize çeken, Allah’ın düşmanlarının dostları olan, aranızda ne bir adaleti uygulayacak ve ne de kendilerine yeni bir ümit bağlayabileceğiniz kimselere destek olan sizlerin elleri kesilsin. Zalimlerin kılıcının sizlere hükmettiği ve zalimlerin zulümlerinin yeryüzünü kuşattığı bir durumda Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inden yüz çevirdiniz. Yazıklar olsun size; Allah’ın kitabını unuttunuz ve buyruklarını tahrif ettiniz. Sizler şeytanın izleyicisi olan günahkârlar grubunu izlemektesiniz. Resulullah’ın sünnetlerini söndürmektesiniz. Peygamber’in Ehl-i Beyt’i olan bizleri bıraktınız ve bize uymadınız. Vallahi ahdinden dönmek sizin eskiden beri süre gelen âdetinizdir. Yaşantınızın temeli bunun üzerine kurulmuştur. Doğrusu ahdinden dönmek sizin benliğinizde kök salmıştır. Ve onun meyvesi bize acı ve gasıplara ise tatlıdır.
June 25, 2026 172 1