1. Yapay zekâ kullanmak ile yapay zekâyı gerçekten sisteme yerleştirmek aynı şey değil.
GTM ekiplerinin %97’si yapay zekâyı bir şekilde kullanıyor.
Fakat ekiplerin yalnızca %17,4’ü yapay zekâyı standartlaştırılmış ve ölçülen operasyonlarının bir parçası hâline getirmiş.
%36,3’ü yapay zekâyı uygulamış fakat henüz optimize edememiş. %31’i ise hâlâ keşif aşamasında.
Yani artık önemli soru “Yapay zekâ kullanıyor musunuz?” değil.
Asıl soru şu:
Yapay zekâ şirketinizde tanımlı, ölçülebilir ve tekrarlanabilir bir iş akışının parçası mı?
2. “Agentic AI” dediğimiz şeyin ne olduğu konusunda ortak bir anlayış yok.
Katılımcıların %30,4’ü bunu farklı araçlarda kendi başına aksiyon alan otonom ajanlar olarak tanımlıyor.
%30,1’i ise yapay zekâ içeren çok adımlı iş akışları olarak görüyor. Diğer katılımcılar doğrudan ChatGPT kullanımını, tek adımlı özellikleri veya bunların tamamını agentic AI olarak değerlendiriyor.
Ortak tanım yoksa ortak strateji kurmak da zorlaşıyor.
Önce kavramı tanımlamak, sonra teknolojiye yatırım yapmak gerekiyor.
3. Yapay zekâ en fazla satışın başlangıç kısmında kullanılıyor.
En yaygın kullanım alanları:
* Potansiyel müşteri bulma ve araştırma: %84,4
* Kişiselleştirilmiş outbound: %65,7
* Lead enrichment ve veri temizliği: %62,1
Fakat funnel’ın ilerleyen aşamalarında kullanım ciddi şekilde düşüyor.
Deal execution tarafında oran %25,7, mevcut müşteriyi büyütme ve yenilemede ise yalnızca %11,3.
Şirketler yapay zekâya araştırma yaptırmaya güveniyor fakat müşteri ilişkisini ve satış kararlarını tamamen teslim etmeye henüz güvenmiyor.
4. Yapay zekânın ilk etkisi daha fazla satış değil, daha verimli çalışma oluyor.
Ekiplerin %32,8’i ilk 30 gün içinde, %25,5’i ise bir-iki ay içinde ölçülebilir fayda gördüğünü söylüyor.
En fazla gelişme görülen alanlar:
* Daha yüksek verimlilik ve daha düşük maliyet: %39,9
* Satış çalışanlarının üretkenliği: %39,6
* Lead’lere daha hızlı dönüş: %33,5
* Daha temiz CRM ve daha kaliteli veri: %32,3
Buna karşılık daha yüksek win rate görenlerin oranı %18,7, satış döngüsünün kısaldığını söyleyenlerin oranı ise %16,1.
Benim buradan çıkardığım sonuç şu:
Yapay zekâ önce işin maliyetini ve hızını değiştiriyor. Gelire etkisi ise süreç doğru kurulmuşsa daha sonra ortaya çıkıyor.
5. Gelecek daha fazla araçta değil, birbirine bağlı sistemlerde.
Ekiplerin %74’ü bugün iki ile beş farklı GTM aracı kullanıyor.
2026 için en büyük öncelik yeni bir araç eklemek değil; iş akışlarını baştan sona otomatik hâle getirmek.
Ayrıca ekiplerin yalnızca %4,4’ü yapay zekâ tarafından oluşturulan çıktılara kontrol etmeden tamamen güveniyor.
Küçük ekiplerin temel sorunu güven. Büyük şirketlerin temel sorunu ise araçların, verilerin ve altyapının birbirinden kopuk olması.
Benim genel çıkarımlarım:
* Kötü tanımlanmış bir süreç yapay zekâyla düzelmez; yalnızca daha hızlı çalışmaya başlar.
* Önce workflow, sorumluluklar, veri ve başarı metriği tanımlanmalı. Otomasyon daha sonra gelmeli.
* Human-in-the-loop geçici bir kusur değil, şu an için doğru sistem tasarımının bir parçası.
* Yapay zekânın ROI’ı önce zaman, maliyet, veri kalitesi ve hız üzerinden ölçülmeli.
* Şirketlerin ihtiyacı daha fazla AI aracı değil; mevcut araçların birlikte çalıştığı tek bir operasyon sistemi.
* Gerçek rekabet avantajı modele erişmekten değil, şirketin kendine özgü süreçlerini ve verilerini doğru şekilde yapılandırmasından gelecek.
Kısacası:
Yapay zekâ kullanmak artık bir avantaj değil. Hemen herkes kullanıyor.
Avantaj, yapay zekâyı gerçek bir iş sistemine dönüştürebilmekte.