İMÂM-I AZÂM'IN "PEYGAMBERİ ALLAH TEÂLÂ İLE BİLİRİZ." SÖZÜ ve KELÂM İLMİNE DAİR:
İslâmî ilimlerin tamamı, meşrûiyyetini Kelâm ilminde yapılan ispatlardan sonra almaktadır.
Bu geriye doğru şöyle örneklendirilebilir:
- Meselâ fıkıh ilmi bünyesinde namazın farz oluşunun bilinmesi için önce bu emrin Kur'ân ve Sünnet'te aslının bulunması gerekir.
- Günümüzde Kur'ân ve Sünnet'in metinlerinin insanları bağlaması için Haber kuramı ve tevâtürün bağlayıcı olduğunun ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in bunları hangi şekilde anlayıp anlattığına dair icmânın hucciyyetinin ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in masum ve hep doğru sözlü oluşunun aklen ispat edilmesi gerekir.
- Ondan önceki derecede, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in mucizelerinin ve bu vesileyle gerçekten Allah Teâlâ tarafından gönderildiğinin yani hak peygamber olduğunun ispat edilmesi gerekir.
- Ondan önceki derecede, mucizenin hakikatinin ve bir zâtın peygamberliğine nasıl delâlet ettiğinin ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, Allah Teâlâ'nın kelâmı hükmünde olan şeylerin ve kelâm-ı lafzîsinin ezelî olan Kelâm-ı nefsîsine zorunlu olarak uygunluğunun ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, ezelî olan Kelâm-ı nefsîsinin hiçbir zaman yalan olamayacağının, her zaman gerçeğe muvâfık oluşunun ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, Allah Teâlâ'nın kelâm ve diğer belli sıfatlarının ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, Allah Teâlâ'nın varlığının ve birliğinin ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, "Nedensellik / Yeter Neden" gibi metafizik ilkelerin ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, "Özdeşlik (Ayniyyet), Çelişmezlik (Adem-i Tenâkuz), Üçüncü Hâlin İmkansızlığı (Sâlis-i Merfû')" gibi mantık ilkelerinin ispatı gerekir.
- Ondan önceki derecede, "Ben düşünüyorum." gibi bedîhî bilgilerin bilinmesi gerekir.
- Ondan önceki derecede de "Ben varım." gibi en temel bedîhî bilginin bilinmesi gerekir.
Bu zincirde konunun anlaşılması için bazı yerleri hızlı geçsek de işin en başında kişide bir çeşit mârifetullâh olmalı ki Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'in hak peygamber olduğunu bilebilsin. Bunlar ise Kelâm ilmi içerisinde aklî nazar ve istidlâl ile ispat ve müdâfaa edilmektedir.
İşte "Allah'ı mı Peygamber ile biliriz yoksa Peygamberi mi Allah ile biliriz?" anlamında gelen bir soru üzerine İmâm-ı Azam Ebû Hanîfe (rahmetullâhi aleyh)'in "Peygamberi Allah Teâlâ ile biliriz." [1] demesini böyle anlamak mümkündür.
📖 [1] Ebû Hanîfe'den Naklen Ebû Mukâtil es-Semerkandî, El-‘Alim ve’l-Müteallim, thk. Muhammed Zâhid el-Kevserî, (Kâhire: Matba’atü’l-Envâr, 1949), s.31
🗣 Mehmet YALÇIN.