Daha sonra Yüce Allah: "Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir" buyurmuştur. Bu ifade önceki emir ve yasaklara atıftır; yani "Sakının ve Allah'a karşı takvalı olun" demektir.
Ayette Latif İncelikler Vardır:
Allah Teâlâ bu ayette sırasıyla üç husus zikretmiştir: İlk olarak "Çoğundan kaçının" diyerek müminler hakkında zanna dayanarak bilmediğiniz şeyleri söylemeyin buyurmuştur. Sonra zanla hareket ettiğinizde "Söylemeden önce emin olmak için durumlarını araştıralım" demeyin diyerek tecessüsü yasaklamıştır. Sonra tecessüs etmeksizin bir şey öğrenirseniz "Bunu söylemeyin, yaymayın ve kimseyi ayıplamayın" diyerek gıybeti yasaklamıştır. Dolayısıyla ilkinde bilinmeyen şey yasaklanmış, ikincisinde o bilgiyi aramak yasaklanmış, üçüncüsünde ise bilinen şeyi dile getirmek yasaklanmıştır.
Allah Teâlâ "Bildiğinizin aksini söylemekten kaçının" veya "Şüpheden kaçının" dememiş, ilk olarak zanna dayalı konuşmayı yasaklamıştır. Çünkü bilginin aksini söylemek yalan ve iftiradır; şüpheyle konuşup gayba taş atmak ise sefahat ve alaydır. Bunlar son derece çirkin olduğu için "Ey iman edenler" nidası onların iftira ve şüpheden kaçınmasına yettiğinden ayrıca yasaklanmamıştır. Ancak Müslümanlar arasında çokça vaki olan şeyler yasaklanmıştır; nitekim diğer ayette de "Alay etmesin" buyrulmuştur.
Her iki ayet de tövbe zikriyle hatim kılınmıştır. İlk ayette "Kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir" denmiş, ikincisinde ise "Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir" buyrulmuştur. Ancak ilk ayette başlangıç "Alay etmesin" yasağıyla olduğu için yasağa yakın olan nefiy (zalimlik) zikredilmiş; ikinci ayette ise başlangıç "Kaçının" emriyle olduğu için emre yakın olan irşad ve tövbe kabulü zikredilmiştir.
Mefâtîhu’l-Gayb (Tefsîr-i Kebîr) – Fahruddîn er-Râzî (Ö. 606 h.)









