“Urve b. Zübeyr”
“Cennetten bir adam görmek kimin hoşuna giderse, Ğurva b. Zübeyr’e baksın.”
[Abdülmelik b. Mervân]
Neredeyse sabah güneşi doğmak üzereydi. Altın renkli ışınları Allah’ın Beyt-i Haram’ından yayılıyor, Mekke’nin berrak semalarına yükseliyordu. İnsanlar akın akın o mübarek eve yönelmişti. Orada, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabelerinden kalan kimseler ve büyük tâbiînler bulunuyordu. Yüksek sesle tehlil (lâ ilâhe illallah) ve tekbir getiriyorlar, kalpler Allah’a yönelmiş şekilde dua ediyorlardı.
İnsanlar grup grup Kâbe’nin etrafında tavaf ediyor, o mübarek evin ortasında bir heybet ve azamet hissediliyordu. Gözlerini bu manzaranın güzelliğinden ayıramıyor, aralarında boş ve faydasız sözler bulunmayan konuşmalar yapıyorlardı.
Yemen köşesine yakın bir yerde dört genç oturuyordu. Hepsi soylu, şerefli kimselerdi. Güzel yüzlü, asil soy sahibi, hoş giyimliydiler. Sanki mescidin güvercinleri gibiydiler; temiz kalpli, uyumlu ve birbirlerine yakın gönüllere sahiptiler.
Bunlar: Abdullah b. Zübeyr, kardeşi Mus‘ab b. Zübeyr, onların kardeşi urve b. Zübeyr ve Abdülmelik b. Mervân’dı.
1May 5, 2026 443