“Sonra onun (Peygamber’in) ashabı ilimde, nurda, berekette, takvada ve dindarlıkta en yüksek mertebede olurlar. Görmez misin ki, Allah Resûlü’nün ashabı; şer‘î ilimler, aklî ilimler, hesap ilimleri, siyaset ilmi, bâtınî ve zâhirî ilimler gibi çeşitli ilimlerde adeta birer deniz idiler. Hatta rivayet edilir ki, Ali bin Ebu Talib, Abdullah bin Abbas’ın yanında oturmuş ve ‘Bismillâh’taki ‘bâ’ harfi’ hakkında akşam namazından fecrin doğuşuna kadar konuşmuştur. Bununla beraber onlar ne bir sayfa ders görmüşlerdi, ne kitap okumuşlardı, ne de kendilerini ilim tahsiline tamamen vermişlerdi. Aksine onlar cihad ve düşmanlarla mücadele ile meşguldüler. Buna rağmen bu hâle ancak Resûlullah’ın ﷺ bereketi sayesinde ulaşmışlardı. Hatta bazı usûl âlimleri şöyle demiştir: Eğer Resûlullah’ın ﷺ nübüvvetini ispat eden hiçbir mucizesi olmasaydı, sadece ashabı bile onun peygamberliğini ispat etmeye yeterdi.’” @mimmeclisi 📕—Şihabeddin el-Karafi, el-Furûk (4/195).
Sonra onun (Peygamber’in) ashabı ilimde, nurda, berekette, takvada ve… — Edebü'l-Müfred الأدب المفرد — TG.ME
July 31, 2026 226