قال شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله:
"وكَانَت الكُوفة بِهَا قَوْم مِن الشِّيعة المُنْتَصِرين لِلْحُسَين، وكَان رَأْسُهم المُخْتار بْن أَبِي عُبَيْدٍ الكَذَّاب، وقَوم مِن النَّاصِبة المُبْغِضِين لَعَلِيٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ وأَوْلاده، وَمِنْهُمُ الْحَجَّاجُ بْنُ يُوسُفَ الثَّقَفِيُّ.
وَقَدْ ثَبَتَ فِي الصَّحِيحِ عَن النَّبِيِّ-ﷺ- أَنَّهُ قَالَ: "سَيَكُونُ فِي ثَقِيفٍ كَذَّابٌ وَمُبِيرٌ" أخرجه مسلم كِتَابِ فَضائلِ الصَّحابة، بَاب ذِكر كَذَّاب ثَقِيف ومُبِيرِها.
فَكان ذَلك الشِّيعِيُّ: هُو الكَذَّاب، وهَذا النَّاصِبِيُّ: هُو المُبِيرَ، فَأَحْدث أُولَئك الْحُزْن، وأحْدَث هَؤُلَاء السُّرور.
ورَوَوْا: أَنَّه "مَنْ وَسَّعَ عَلَى أَهْلِهِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ؛ وَسَّعَ اللَّهُ عَلَيْهِ سَائِرَ سَنَتِهِ"
قَالَ حَرْبٌ الكِرْمَاني: سَأَلت أَحْمد بْن حَنبل عَنْ هَذا الحَدِيث، "فَقَال: لَا أَصْل لَه، ولَيْس لَه إِسْناد يَثْبت."
فصار أقوام يَسْتَحِبُّون يَوْم عَاشُورَاءَ: الِاكْتِحَال والِاغْتِسَال والتَّوْسِعة عَلى الْعِيَال وإِحْداث أَطْعِمة غَيْر مُعْتادة.
وهَذِه بِدْعة أَصْلها مِن المُتَعَصِّبين بِالبَاطل عَلى الحُسَين رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، وتِلْك بِدْعة أَصْلها مِن المُتَعَصِّبين بِالباطل لَه، وكُلُ بِدْعَة ضَلَالة، ولَم يَسْتَحبّ أَحد مِن أَئِمَة المُسْلِمين الأَرْبعة وغَيْرهم لَا هَذا ولَا هَذا، ولَا فِي شَيْءٍ مِن اسْتِحبابِ ذَلك حُجَّة شَرعِيَّة.
بَل المُسْتحبُ يَوم عَاشُورَاء: الصِّيام عِند جُمهور العُلَمَاء، ويُسْتَحبُ أَن يُصام مَعه التَّاسع، ومِنْهم منْ يَكْره إِفْرَاده بِالصِّيام، كَما قَدْ بُسِطَ فِي مَوْضِعِهِ"
(منهاج السنة: ٤ :٥٥٤-٥٥٦)
Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’ye rahimehullah şöyle demiştir:
"Kûfe'de Hüseyin'i destekleyen Şiî'lerden bir topluluk vardı.Bunların başında ise yalancı Muhtar b. Ebî Ubeyd bulunmaktaydı.Ayrıca Ali radıyallahu anh ve evlatlarına buğzeden Nasibî'lerden de bir topluluk vardı, Haccâc b. Yusuf es-Sekafî ise onlardan biri idi.
Sahîh'de sabit olduğuna göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sakif'te bir yalancı ve bir de helak edici çıkacaktır"
Müslim bunu "Kitabu Fadaîlu's-Sahabe" de "Sakif"in Yalancısı ve Helak Edicisi'nin Zikri babı"`nda tahriç etmiştir.
Şu Şiî olan yalancı idi, diğeri Nasibî olan da helak edici idi.Biri (Şiî'ler) hüzün ve matem bid'atini ihdas ettiler, diğeri (Nasibîler) ise sevinç ve neşe bid‘atini ihdas ettiler.
Ve şunu rivayet ettiler: "Kim Âşûra günü Ailesine geniş davranırsa, -yani bol harcama yaparsa- Allah da yılın kalanda ona genişlik (bolluk) verir."
Harbu'l-Kirmanî dedi ki: Ahmed b. Hanbel'e bu hadisi sordum, dedi ki: "Onun bir aslı ve sabit bir isnadı yoktur."
Böylece bazı topluluklar Âşûra günü sürme çekmeyi, gusletmeyi,aileye harcamada geniş davranmayı ve alışılmışın dışında yeni yemekler ihdas edip bunları müstehap gördüler.
İşte bu bid'âtın aslı Hüseyin radıyâllahu anh'a karşı batıl ile aşırı giden kimselerden kaynaklanmaktadır.Aynı şekilde şu bid‘at'ın aslı da ona karşı batıl ile aşırı giden kimselerden kaynaklanmaktadır.Her bid'at ise sapıklıktır.Müslümanların dört imamı ve diğerlerinden herhangi biri ne bunu (hüzün ve matemi) ne de şunu (sevniç ve neşeyi) müstehap görmemiştir.Bunların müstehap olduğu hususunda hiçbir şer'î hüccet de yoktur.
Bilakis, Âşûra günü müstehap olan şey; Cumhur Ulemaya göre oruç tutmaktır.Ayrıca bereberinde dokuzuncu günü ile birlikte oruç tutmayı da müstehap görmüşlerdir.Alimlerden bazıları ise Âşûra gününü tek başına oruçlu geçirmeyi mekruh görmüşlerdir.Nitekim bu konu detaylı bir şekilde yerinde açıklanmıştır."
(Minhacu's-Sünne: 4: 554-,556)
https://t.me/Salafii21/67
@Salafii21
6
1June 24, 2026 698 1