14 Şubat 2026 #eyds için kelime tahminlerim:
* Undermine (v) : Zayıflatmak, baltalamak, sarsmak (özellikle otorite veya güveni).
Constant criticism from the press can undermine the public’s confidence in the government’s ability to lead.
Basından gelen sürekli eleştiriler, halkın hükümetin liderlik yeteneğine olan güvenini zayıflatabilir.
* Disseminate (v) : (Bilgiyi, fikri, haberi) Yaymak, dağıtmak, neşretmek.
The internet has made it incredibly easy to disseminate information to a global audience in a matter of seconds.
İnternet, bilgiyi saniyeler içinde küresel bir kitleye yaymayı inanılmaz derecede kolaylaştırmıştır.
* Precarious (adj) : İstikrarsız, pamuk ipliğine bağlı, tehlikeli, güvenilmez (durum).
Many wildlife species are in a precarious position due to habitat loss and rapid climate change.
Birçok yaban hayatı türü, habitat kaybı ve hızlı iklim değişikliği nedeniyle tehlikeli (pamuk ipliğine bağlı) bir durumdadır.
* Conducive (adj) : -e olanak sağlayan, elverişli ortam yaratan, yardımcı olan (+to ile kullanılır).
A supportive and quiet atmosphere is conducive to effective learning and better academic performance.
Destekleyici ve sessiz bir atmosfer, etkili öğrenmeye ve daha iyi akademik performansa olanak sağlar.
* Inadvertently (adv) : İstemeden, yanlışlıkla, farkında olmadan, kazara.
The company inadvertently released confidential customer data due to a software glitch in the security system.
Şirket, güvenlik sistemindeki bir yazılım hatası nedeniyle gizli müşteri verilerini yanlışlıkla (istemeden) açığa çıkardı.
* Disproportionately (adv) : Orantısız bir şekilde (genellikle adil olmayan bir dağılım).
The economic recession affected low-income families disproportionately compared to the wealthier segments of society.
Ekonomik durgunluk, toplumun daha varlıklı kesimlerine kıyasla düşük gelirli aileleri orantısız bir şekilde etkiledi.
* Impediment (n) : Engel, mani, set, ayak bağı (gelişimi durduran şey).
A lack of fluency in English can be a major impediment to career advancement in international companies.
İngilizcede akıcılık eksikliği, uluslararası şirketlerde kariyer ilerlemesinin önünde büyük bir engel olabilir.
* Disparity (n) : Uçurum, eşitsizlik, büyük farklılık (gelir veya fırsat konusunda).
Policymakers are trying to address the growing disparity in wealth between urban and rural areas.
Politika yapıcılar, kentsel ve kırsal alanlar arasında giderek artan servet eşitsizliğini (uçurumunu) ele almaya çalışıyorlar.
* Make up for (phrasal v) : Telafi etmek, (eksikliği) gidermek, karşılamak.
Workers often have to work overtime to make up for the production time lost during the power outage.
İşçiler, elektrik kesintisi sırasında kaybedilen üretim zamanını telafi etmek için sıklıkla fazla mesai yapmak zorunda kalıyorlar.
* Bring about (phrasal v) : Yol açmak, neden olmak.
The introduction of new regulations is expected to bring about significant changes in the banking sector.
Yeni düzenlemelerin getirilmesinin, bankacılık sektöründe önemli değişikliklere yol açması beklenmektedir.
Son 4 gün için bu 4 deneme sınavını #eyds formatında çözüp, video çözümlerinin tamamını izleyin. Tekniğe odaklanın.
https://www.ankaradil.com/62-eyds-deneme-sinavlari?page=4
Forwarded fromÜmit Hoca YDS-YÖKDİL-EYDS-YDT
5
1February 10, 2026 1.5K 3